MUTLU İLİŞKİ İÇİN YAPILMASI VE YAPILMAMASI GEREKEN 20 ŞEY...
12/5/2009 -Kategori: KADIN
1. Ne kadar önemli olduğunuzu düşünün. Çekici olduğunuzu düşünün ve bundan zevk alın. Bunun yanında kimden hoşlandığınıza da karar verin.
2. İlişkide önemli olan nedir, beklentileriniz neler, yaratıcı olun. Ancak karşınızdakinden her zaman açık davranmasını isteyin. Çevresel faktörleri düşünmeyin, karşılaştırma yapmayın, sadece sahip olduklarınızı düşünün.
3. Neye odaklanmanız gerektiğini bilmelisiniz. Problem ya da çözüm. Problemleri tespit edip çözüm geliştirmelisiniz. Aldığınız her karar bir seçimdir.
4. Ne istediğinizle ilgili gerçekleri başkalarına değil, kendinize itiraf edin. Kimseye bişey anlatmak zorunda değilsiniz.
5. Herkese ne istediğinize dair gerçek düşüncelerinizi söyleyin. Aşık olduğunuzu kişiyle korkmadan vizyonunuzu ve hayallerinizi paylaşın.
6. Siz seçim yapmadıkça ilişkinizin adı konulamaz. Ruhunuzun derinliklerinde hissettiğiniz gibi karar verin.
7. Özgürlük önemlidir. Ekonomik bağımlılık ya da bağımsızlık durumlarında ilişkiyi korumak önemlidir.
8. İlişkilerde kendinizi kandırmayın, güven içinde sürdürün. Saygı güvenle kazanılır, saygıdan aşk kazanılır. Gerçekleri anlattığımızda hediyemiz dostluktur.
9. Doğrunun mahremiyetinden korkmayın. Gerçek başkalarının söylediklerinden daha önemlidir. Gerçeğin ne olduğunu bilirseniz onu anlatırsınız ve karşınızdaki kişi size her zaman güvenir.
10. Eğer ilişkiniz iyiye doğru gitmiyorsa, muhtemelen daha kötüleşiyordur. Hayat dinamik ve hiçbir şey aynı kalmıyor.
11. Her ilişki tektir. Her iki tarafında, yürümesi için de emek vermesi gerekir.
12. Partnerinizin işi sadece siz, sizin işiniz sadece partneriniz değildir. İlişkinize bu gerçeği gözeterek devam edin. Partneriniz birşey söylediğinde durup dinleyin ve ona ilgi gösterin. Çalışmak gereken gerçek bir dünyada yaşıyorsunuz. Gerçek olmayan beklentilerinizin ilişkinize zarar vermesini önleyin.
13. Kayıtsız şartsız aşk zordur. Şu sıralar çok fazla işiniz yoksa onunla yakından ilgilenin. Siz kayıtsız şartsız başkasına kendinizi verdiğinizde, o da size kendisini verecektir. İlginiz çok dağıldığında onun da ilgisi dağılacaktır. Onunla olduğunuzda sadece onunla olduğunuz anı keyifli yaşamaya çalışın.
14. Geçmişte yaşadığınız kırgınlıkları dargınlıkları unutun ve bugünden başlayın. Sorunlarınız olduğunda sadece o anki sorunu çözün, eskileri karıştırmayın.
15. Çoğu insan şimdiki ilişkilerini eskileriyle kıyaslar. Bunun yerine eskileri anı olarak geride bırakıp şu anı ve yeni birlikteliğinizi yaşayın.
16. Tartıştığınızda kendinize 'bu bittiğinde sonuç ne olacak?' testi yapın. Siz haklıysanız diğer kişi yanlış mı? Bunu ve hayatın ne kadar kısa olduğunu düşünün. Boş ve anlamsız tartışmalara girişmeyin. Sadece kabul edilmek ya da edilmemek mi istediğinize karar verin. Gülüp geçin ve önünüze bakın. Bu tür durumlarda tarışma yerine daha yapıcı yollara başvurmayı deneyin.
17. İlişkilerde hatalı kimse özür dilemeyi bilmeli. İnsanlar da hata yapabilir. Bağışlayıcı olmalı, hatalardan ders çıkararak hayatınızı sürdürmelisiniz.
18. Negatiflik, canını acıtma ya da küfür iz bırakır. Tıpkı keskin bir bıçak gibiiyileşmeyen izler bırakır. Bu izlerin neden oluştuğunu ve ağzınızı açmadan önce neler söylemeniz gerektiğini iyi tartın.
19. Partnerinizle konuşmamazlık etmeyin, ona anlamayacağı şeyler söylemeyin. Hiç bir anın garantisi yok. Yaşadığınız anları en iyi şekilde yaşamaya çalışın. Sevgi ve memnuniyetle sihirli bir dünya oluşturun. Birlikte olduğunuz ve size yaşattığı güzel anlar için ona her zaman teşekkür edin.
20. Ona olan sevginiz kadar ona ne söylediğiniz, nasıl söylediğiniz, nasıl davrandığınız güvenip güvenmediği, gelecekle ilgili düşünceleriniz, hayatınızı onunla paylaşmak isteyip istememeniz hepsi önemlidir. Tüm bunları ve yukarıdaki 19 maddeyi tekrar gözden geçirerek yaşamınızı şekillendirin.
netten alıntıdır
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ERKEKLERİ ANLAMANIN 18 YOLU
2/4/2009 -Kategori: KADIN
Erkekleri anlamak en az kadınları anlamak kadar zor.. Söyledikleri ile aslında size ne demek istiyor?
1. 'BEN BALIĞA ÇIKIYORUM'
Anlamı: Elimde bir çubukla bütün gün sandalda oturucam, kusana kadar içip denizde yüzen balıkları izleyeceğim'
2. 'BU ERKEKLERİ İLGİLENDİREN BİRŞEY'
Anlamı: 'Bunun bilinen bir mantıklı açıklaması yok, boşuna uğraşma hiçbir mantık kalıbına sokamazsın.'
3.'YEMEĞE YARDIM EDİYİM Mİ?'
Anlamı: 'Yemek neden hala masaya gelmedi?'
4. 'EVET TATLIM... HAKLISIN SEVGİLİM'
Anlamı: 'Çevirisi yok.. onlar bu sözleri periodik olarak söylemeleri için şartlandırılmıştır.'
5. 'BUNU ANLATMAK ÇOK UZUN SÜRER'
Anlamı: 'Bu lanet şeyin nasıl çalıştığı hakkında hiçbir fikrim yok'
6. 'ELBETTE SENİ DİNLİYORDUM TATLIM; SADECE AKLIMDA BİR SÜRÜ KARMAŞIK ŞEY VAR'
Anlamı: 'Şu karşıdaki kızıl bombanın erkek arkadaşı var mı yok mu, kafam ona takıldı da'
7. 'SEVGİLİM BİRAZ ARA VER, SABAHTAN BERİ EVİ TEMİZLİYCEM DİYE HELAK OLDUN'
Anlamı: 'Şu elektrikli süpürgeyi artık sustursan iyi olacak, filmin içine ettin!!'
8. 'HMMM EVET ÇOK İLGİNÇ HAYATIM.'
Anlamı: 'Sen hala konuşuyor musun?'
9. 'HAFIZAM PEK İYİ DEĞİLDİR BİLİYORSUN'
Anlamı: 'American Pie'ın sözlerini hatırlıyorum, ilk öptüğüm kızın evinin yolunu hatırlıyorum, bugüne kadar ki bütün arabalarımın teknik özelliklerini hatırlıyorum ama senin doğum gününü unuttum'
10. 'SENİ DÜŞÜNÜYORDUM VE SANA BU GÜLLERİ GETİRDİM CANIM.'
Anlamı: 'Köşebaşında gül satan kız tam bir afetti'
11.'ENDİŞELENME TATLIM, ALT TARAFI KÜÇÜK BİR KESİK'
Anlamı: 'Aslında tam damarı kestim ama gebereceğimi bilsem canımın ne kadar acıdığını itiraf etmeyeceğim'
12. 'HEY, BUNU YAPMAK İÇİN NEDENLERİM VAR'
Anlamı: '...Ve en kısa zamanda iyi bir tane bulsam iyi olacak'
13. 'HANİ NEREYE DÜŞTÜ?? BULAMIYORUM İŞTE!!'
Anlamı: 'Yakalamak için ellerimi açtım ama yakalayamadım, dolayısıyla attığın gibi kendin bul'
14. 'YİNE NE YAPTIM????'
Anlamı: 'Yine nasıl yakaladın???'
15. 'TABİİ Kİ SENİ DUYDUM TATLIM'
Anlamı: 'Ne söylediğin hakkında hiçbir fikrim yok ve umarım dinliyormuş gibi yaptığımı anlayınca 3 saat bağırıp çağırmazsın'
16. 'BİLİYORSUN GÜZELİM BEN BAŞKASINI SEVEMEM'
Anlamı: 'Senin çığlıklarına bile zar zor alıştım ve daha kötüsüyle karşılaşma riskini göze alamam'
17. 'MUHTEŞEM GÖRÜNÜYORSUN'
Anlamı: 'Tanrım ne olur bu denediğin son elbise olsun yoksa kalp krizi geçireceğim'
18. 'SAKİN OL KAYBOLMUŞ FALAN DEĞİLİZ..NERDE OLDUĞUMUZU BİLİYORUM'
Anlamı: 'Bizi kimse bulamayacak'
net^ten alıntıdır
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
MEME KANSERİ HAKKINDA HERŞEY...
7/3/2009 -Kategori: KADIN
MEME KANSERİ NEDİR ?
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.
MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR ?
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.
Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde sayabiliriz;
Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların % 70’i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın, mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak muayene olmalı ve mamografi dediğimiz meme filmini çektirmelidir.
Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır.
Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu şekilde sorunları olan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde bu hizmet verilmektedir.
Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre daha fazladır.
Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç girilmesi, fertil cağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa artmaktadır.
Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk hafif yükselmektedir
Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi nedenler sebep olarak sayılabilir. Ayrıca bunların dışında başka faktörler de rol almaktadır.
Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve osteoporoz gibi sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır.
Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan kalkmaktadır.
Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır. Alkol alımının günde bir kadeh ile sınırlandırılması önerilmektedir.
Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel sağlığı etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir. Şişmanlık ve yağlı beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür. ![]()
Kanserden ne zaman şüphelenmelisiniz?
MEME KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ ?
Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme kanseri riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir. Beslenme:Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi vardır. Sebze ve meyveden zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durulması önerilmektedir. Günlük gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi olduğu ileri sürülmektedir.
Kısaca,
şişmanlığın azaltılması,
alkol alınıyorsa bırakılması.
Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu yürüyüş),
Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi,
gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40 oranında azaltılabilmektedir.
MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?
Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz yoktur. Günümüzde bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın toplumda yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir.
Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollarının uygulamasıdır.
MEME KANSERİ NASIL ERKEN TESPİT EDİLEBİLİR ?
Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en başta yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis için alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına göre farklılık göstermektedir.
Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde kendi kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda farklılık olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse derhal bir hekime baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa bile, üç yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmelidirler.
Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir. Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile mamogrofiyi çektirmeleri gereklidir.
Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir. ![]()
Kanseri yenmek
KADINLAR KENDİLERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR ?
Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü kendisini muayene etmesi gerekir. Her ay düzenli olarak kendisini muayene eden bir kadın, memesinde ortaya çıkan bir kitleyi çok daha erken fark eder.
Kadınlara kendilerini muayene etmesini öğreten çeşitli kitap ve broşürler var. Fakat bu çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Meme muayenesini öğreten silikon meme kiti ve video filmleri bulunmaktadır. Vakfımızda meme muayenesi eğitimi, bu araçlar ile seminerler şeklinde verilmektedir.
MUAYENE SIRASINDA FARK EDİLEBİLECEK DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR?
Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir hekime baş vurulmalıdır:
Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle,
Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği,
Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması,
Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması,
Memenin şeklinde değişiklik,
Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik,
Meme başında ortaya çıkan akıntı.
MAMOGRAFİ NEDİR ?
Mamografi, düşük dozda çekilen bir meme rontgen filmidir. Memede, muayene ile saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin tespit edilmesi amacı ile çekilir. Mamografinin gerçek değeri budur. Çünkü, bu sayede, hastalık muayene ile tespit edilebilecek safhadan önce saptanır. Bu nedenle kesin hayat kurtarıcıdır. Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl veya iki yılda bir mamografi çektirmeli ve her yıl uzman bir hekime meme muayenesi olmalıdır. Elli yaşını geçen kadınlar ise her yıl mamografi çektirmeli ve hekime muayene olmalıdır.
MAMOGRAFİ NE ZAMAN ÇEKTİRİLİR ?
Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye hafifçe sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu zamanda mamografi çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara önerilmektedir. Adet bitimini takip eden hafta, memelerin hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca adet bitimini takip eden hafta, hormonal nedenlerle memelerin şişliği en alt düzeydedir ve bu sırada daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu sebeplerden dolayı herhangi özel bir durum olmadıkça, mamografi çekiminin, adetin bitimini takip eden haftada yapılması önerilmektedir.
MAMOGRAFİ ÇEKTİRMEYE GİDERKEN NELERE DİKKAT ETMELİ ?
Mamografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır. Bu nedenle çekime gelirken iki parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim sırasında belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi etkileyebileceğinden, koltuk altlarına deodorant, talk pudrası, losyon gibi şeyler sürülmemelidir.
MEMEDE BİR KİTLE TESPİT EDİLDİĞİNDE NE YAPILMALI?
Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser mi, yoksa başka bir hastalık mı olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak gerekir ki, memede saptanan her kitle kanser değildir. Bu nedenle, memede şüpheli bir kitle saptanınca, hemen korkup telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya gerek yoktur. Memede bir kitle saptandığında, bir hekime başvurarak daha ileri tetkiklerin yapılması gereklidir.
MEME KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler olmuştur. Bir çok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı safhaya göre değişir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.
Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce yapılmaktadır. Böyle bir ekip içinde cerrah, onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog, patolog, psikolog, plastik cerrah, fizyoterapist gibi, tıbbın değişik dallarından bir araya gelmiş ve özellikle çalışma alanları meme kanseri üzerinde yoğunlaşmış hekimler bulunur.
MEME AMELİYATLARI NELERDİR ?
Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Bunlara ek olarak da, alınan memenin yerine, plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu yapılması ameliyatları vardır
KEMOTERAPİ NEDİR ?
Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır. Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre verilir ve sonra ara verilir. Bu aralarda hastanın kendisini toparlaması sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre ilaç verildikten sonra ara verilir.
Bazı olgularda lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye adjuan kemoterapi denir.
HORMON TEDAVİSİ NEDİR ?
Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları) aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden olabilir. Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir. Bu amaçla günümüzde kullanılan ilaç, tamoxifendir. Tamoxifen tedavisi, genellikle en az iki yıl ve en fazla beş yıl sürmektedir.
IŞIN TEDAVİSİ (RADYOTERAPİ) NEDİR?
Işın tedavisi, meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin öldürülmesini sağlamak amacı ile yapılır. Bu tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı yan etkileri vardır. Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içinde azalır.
ERKEKLERDE DE MEME KANSERİ GÖRÜLÜR MÜ ?
Kadınlara kıyasla daha az görülmekle birlikte, erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi erkeklerde görülür. 1993-1997 yılları arasında, erkeklerde görülen meme kanseri oranı % 50 artış göstermiştir. Bu nedenle erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları gereklidir.
DÜNYADA MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Meme kanseri bir çok ülkede, kadınların en korkulu sağlık sorunu olma özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ABD’ de, sekiz kadından birisi meme kanserine yakalanmaktadır. Bu oran Avrupa ülkelerinde on kadında birdir. Meme kanseri ile ilgili sayıları şu şekilde sıralayabiliriz;
1950-1970 yılları arasında ABD’ de, 1milyon kadın meme kanseri nedeni ile hayatını kaybetti. Bu sayı ABD’nin 2. Dünya savaşı, Kore ve Vietnam savaşlarında kaybettiği insan sayısından fazladır. 1998 yılında Avrupa’da 1 milyon kadın, meme kanserin nedeni ile tedavi görmektedir. 2000 yılında dünyada 1 milyon kadına, yeni meme kanseri tanısı konacaktır. Dünyada her 11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri tanısı konuyor.
TÜRKİYEDE MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Türkiye’ de sağlıklı bir istatistik bulunmuyor. Gerek beslenme, gerekse iklim açısından, ülkemiz şartlarına yakın sayabileceğimiz bir Akdeniz ülkesi olan İtalya istatistiklerini ülkemize uyguladığımızda, Türkiye’ de her yıl 30 bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır.
Sayılar soyut kavramlar oldukları için fazla bir anlam taşımayabilir. Fakat bir an durup düşünürsek, yakın çevremizde, akraba ve dostlarımız arasında, bu sorun ile karşılaşmış birkaç tanıdığımızı, mutlaka anımsayacağız. Sorunun hiç de sandığımız kadar bizden uzak olmadığını, güç de olsa kabul etmeliyiz.
DÜNYADA MEME KANSERİ ARTIŞ GÖSTERİYOR MU?
Hastalığın diğer bir özelliği de, görülme sıklığının artıyor olmasıdır. Kırk yıl önce 1960 yıllarında, ABD’ de yirmi kadından birisinde meme kanseri görülürken, günümüzde sekiz kadından birisinde meme kanseri görülmektedir. Hastalığın gösterdiği bu artış, tüm gelişmiş batı ülkelerinde izlenmektedir. Meme kanseri görülme oranı artış göstermekle birlikte, teknolojik gelişme ve erken tanı olanaklarının artmasına bağlı olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı kalmıştır, artmamıştır.
MEME KANSERİNDEN ÖLÜM ORANI YÜKSELİYOR MU?
Batı ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin çalışmaları ve hükümetlerin sağlık politikaları sonucu, meme kanseri ile ilgili toplum bilinci oldukça yüksek seviyede gelişmiştir. Bunun sonucu erken tanı olanakları yaygın olarak kullanıldığı için, meme kanserine bağlı ölüm oranı düşük kalmaktadır.
Türkiye’ de ise, bu konudaki toplum bilinci yeterince gelişmemiştir. Erken tanı olanakları yetersizdir. Bu olumsuzlukların sonucu, Türk kadını meme kanseri konusunda çağdaş erken tanı olanaklarından mahrum olduğu için, tanı çok geç konulmaktadır. Hastaların büyük bir çoğunda, ilk tanı sırasında çok geç kalındığı için,uygulanacak tedavi seçenekleri fazla olmamaktadır.
MEME KANSERİ TOPLU TARAMASI NASIL YAPILIR ?
Mamografi, memenin rontgen filminin çekilerek, kanserin erken dönemde saptanmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem ile, toplumda belirli bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi çekilerek, meme kanseri erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu şekilde toplumda meme kanseri taramasının yapılabildiği mamografiye, tarama mamografisi denir.
Tarama mamografisi, dünyada en yaygın kullanılan meme kanseri erken tanı yöntemidir. Amerikan Kanser Enstitüsü, 40 yaş üzerindeki her kadının, yılda bir defa mamografi çektirmesini ve uzman bir hekim tarafından muayene edilmesini önermektedir. Türkiye’de gelişmiş teknolojik donanımlı mamografi merkezlerinin sayısı sınırlıdır. Bu aygıtların kalibrasyonu düzenli olarak yapılmamaktadır. Filmi çeken teknisyenlerin eğitim düzeyleri yeterli değildir. Bu filmi okuyup değerlendiren bir radyoloji uzmanın deneyimli olabilmesi için, yılda en az 8 bin mamografi filmini değerlendiriyor olması gereklidir. Türkiye’de tüm bu özellikleri taşıyan tanı merkezi sayısı oldukça azdır.
MEME KANSERİ TEDAVİSİNİ KİM YAPAR?
Meme kanserinin tedavisi, günümüzde multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını yapan cerrah, ilaç tedavisini uygulayan onkolog, ışın tedavisini uygulayan radyasyon onkoloğu, teshisin konulmasında kilit rol alan patolog ve plastik cerrah mutlaka bir ekip çalışması içinde birlikte hastayı ele almalı ve hastanın tedavisini birlikte planlamalıdır. Bu hekimler meme kanseri konusunda yeterince bilgili ve uzmanlaşmış olmalıdır. Alınan memenin yerine, rekonstrüksiyon yapılarak hastaların bedensel kayıplarının en aza indirilmesi, çağdaş meme kanseri tedavisinin ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle plastik ve rekonstrüktif cerrahi, bu ekip içinde yerini almalıdır. Ameliyat sonrası erken dönemde kol ve omuz hareketlerinin kazanılmasında, geç dönemde kolun şişmesi şeklinde seyreden lenfödem tedavisinin yapılmasında, fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemi çok büyüktür. Meme kanseri sadece hastayı değil, çevresindeki insanları da psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyen bir sosyal bir sorundur. Böyle bir ekip içinde psikolojik desteği sağlayan psikoloğun bulunması, mutlaka gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük bir bilgi açlığı içindedir. Özellikle beslenme konusunda kendileri yeterince bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde bulunan bir diyet ve beslenme uzmanı, bu açığı kapatacaktır. Bu ekiplerin birlikte çalıştığı meme poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin çoğunda vardır. Yapılan bilimsel araştırmalar, meme kanseri hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde tedavi görmeleri ile, çok daha başarılı sonuçların alındığını göstermiştir.
MEME PROTEZİ NEDİR?
Meme ameliyatı olmuş ve plastik rekonstrüksiyon yapılmamış kadınlar, beden görümlerini korumak amacı ile protez meme kullanmaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda eğitimli protez hemşireleri, hastanın ölçülerini almakta ve uygun protezin seçimine yardımcı olmaktadır. Bu hizmet, eğitim ve deneyim gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin satışı, sıradan satış elemanlarınca yapılmakta ve ülke alım gücünün çok üzerinde ücret istenmektedir. Uygun bir organizasyonla, bu sorun çözülebilir ve ücret üçte bire düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun tüm kesimlerine yayılabilir.
netten alıntıdır
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Evliliklerde Yaşanan Cinsel Sorunlar
28/2/2009 -Kategori: KADIN
Bir evlilikte cinselliğin sağlıklı bir şekilde yürümesi için bazı temel öğeler vardır.
* Sağlıklı anatomik ve fizyolojik yapı
* Uygun fiziksel ve duygusal cinsel uyaran
* Uyaranın algılanmasını önleyen etkenlerin olmaması
* Cinselliği olumlu yönde etkileyen etkenler
Bu öğelerden biri yada bir kaçında eksiklik olduğunda çiftler arasında cinsel sorunlar gözlemlenmekte ve bu sorunlar sadece cinsel yaşamı değil evliliğin diğer alanlarını da etkilemektedir.
Evliliklerde görülen cinsel sorunların bir sınıflandırması yapacak olursak(DSM-IV, 1994)
1. İstek bozuklukları: a. Azalmış (hipoaktif) cinsel istek bozuklukları
b. Cinsel tiksinti bozuklukları
2. Uyarılma bozuklukları: a. Kadında cinsel uyarılma bozuklukları
b. Erkekte erektil bozukluk (sertleşme bozukluğu)
3. Orgazm bozuklukları: a. İnhibe kadın orgazmı
b. İnhibe erkek orgazmı
c. Prematür ejakulasyon (erken boşalma)
4. Cinsel ağrı bozuklukları: a. Disparoni
b. Vajinismus
5. Başka türlü adlandırılmayan cinsel işlev bozuklukları
Cinsel işlev bozuklarının kısaca bir tanımı yaparsak..
Cinsel İlgi ve İstek Bozuklukları
Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması, hiç olmaması ile karakterizedir. Kadınlar arasında ise en sık rastlanan başvuru nedenidir.
Kadında Cinsel Uyarılma Bozuklukları
Cinsel aktivitenin uyarılma aşamasında fizyolojik değişikliklerin olmamasına bağlı bir bozukluktur. Cinsel uyarılma bozukluğunda tüm uyarma veya uyarılma çabalarına karşın fizyolojik değişiklikler oluşmamakta ve uyarılma ile ilgili haz verici duyumlar alınamamaktadır.
Erektil İşlev Bozukluğu
Erektil yetmezlik cinsel aktiviteyi tamamlamak için gerekli ereksiyonun oluşmasında veya sürdürülmesinde ortaya çıkan tekrarlayıcı ve inatçı yetersizlik olarak tanımlanabilir.
Kadın Orgazm Bozukluğu
Kadının hiç orgazm olamaması, çok geç orgazm olması veya yeterli uyarıya rağmen orgazma ulaşmanın çok güç olmasıdır. Bu durum anksiyeteye (içsel sıkıntılara) yol açar ve sonuçta kişinin kendi kendine olan saygısı yitirmesi ve depresyon ile sonuçlanabilir.
Erken Boşalma (Prematür Ejakülasyon)
Erken boşalma, genellikle eşin cinsel doyuma ulaşmasından önce oluşan ejakülasyon olarak tanımlanabilir.
Boşalma Yetmezliği (Retarde Ejakülasyon)
Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi ya da olmaması şeklinde tanımlanır
Cinsel Ağrı Bozuklukları
Vaginismus : Vajen girişindeki kasların spazmı sonucu, cinsel birleşme girişiminin olanaksız hale geldiği ya da son derece ağrılı olduğu durumdur.
Disparoni : Ağrılı cinsel birleşme anlamına gelir.
Cinsel İşlev Bozuklarının Nedenleri:
Psikolojik Nedenler:
Cinsel işlev bozukluklarını hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürdüren bazı faktörler vardır:
Hazırlayan Faktörler
a) Ailenin ve toplumun cinselliğe bakış tarzı
b) Aşırı tutucu, dindar yetiştirilme biçimi
c) Eksik ya da yanlış cinsel bilgi
d) Cinsellikle ilgili gerçek dışı beklentiler
e) Anne baba arasındaki olumsuz ilişki biçimi
f) Erken travmatik yaşantılar
g) Eşler arasındaki iletişim biçimi
h) Uyarılma eşiğinin yüksek olması
j) Nevrotik kişilik özellikleri
k)Yakınlaşma sorunları
l) Ayrılık anksiyetesi
m) Cinsel istismara maruz kalma, tecavüz vb.
Ortaya Çıkaran Faktörler
a) Eşler arasındaki uyumsuzluk
b) Cinsel iletişim sorunları
c) Eşin cinsel bir sorununun olması
d) Performans anksiyetesi
e) Fiziksel ya da psikiyatrik hastalıklar
f) Yorgunluk ve stress
g) Aşırı alkol ve ilaç kullanımı
h) Hamile kalma korkusu
j) Evlenme
k) Evlilik öncesi ve dışı ilişkiler
l) Travmatik cinsel yaşantı vb.
Sürdüren faktörler:
a) Sorunun çözümü ile ilgili yanlış uygulamalar
b) Çok sık cinsel ilişkide bulunma
c) Cinsel ilişkiden kaçınma
d) İlişkiye kendini verememe
e) Performans anksiyetesi
f) Suçluluk ve utanç duyguları
g) Eşin tepkileri vb.
Fizyolojik nedenler:
1-Hastalıklar
Sistemik hastalıklar
Karaciğer hastalıkları
Endokrin bozukluklar
Lokal genital hastalıklar
Cerrahi girişimler
Nörolojik bozukluklar
Damar hastalıkları
2-İlaçlar
Psikotroplar
Stimülanlar
Halusinojenler
Antikolinerjikler
Antiadrenerjikler
Mizaç düzenleyicileri
Sedatifler
Hormonlar
Nörotransmitterler
Cinsel işlev bozuklukları tedavi edilmediği taktirde kişisel ilişkilere zarar veren, cinsel deneyimlerden keyif almayı engelleyen ve uzun dönemde kişinin kendine olan saygısını zedeleyen bir durumdur.
Cinsel sorunların tedavisi dört aşamadan oluşur:
1- Eğer fizyolojik kökenli bir sorun varsa fiziksel nedenleri ortadan kaldırma ve etkisizleştirme,
2- Psikolojik anlamda cinsel sorunun görünen nedenini ortadan kaldırma ve etkisizleştirme,
3- Psikolojik anlamda derindeki nedenlerini ortadan kaldırma ve etkisizleştirme,
4- Başarılı cinsel deneyimler oluşturma.
Bu çerçevede cinsel sorunların tedavisinde birkaç temel prensiple yaklaşılır:
*Cinsel eğitim verme,
*Cinsel iletişimi arttırma,
*Cinsel davranışı değiştirme ve etkili seks tekniği öğretme,
*Yıkıcı seks rollerini ve yaşam biçimlerini değiştirme,
*Performans anksiyetesinin giderilmesi,
*Değişiklik için karşılıklı sorumluluğun önemini belirtme
Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde ev ödevleri önemli bir yer tutar. Bu ödevlerin amacı, çiftlere cinsel ilişkinin cinsel birleşmeden ibaret olmadığını anlatmak, çiftlerin cinsel iletişimini güçlendirmeye sağlamaya çalışmak, performans kaygısını azaltmaya çalışmak, çiftelerin birbirini yeniden keşfetmelerini sağlamaya çalışmak, cinsel beklentileri hakkında yeni bakış açıları geliştirmelerini sağlamak, cinsel sorunların yinelenmesinin önlenmesini sağlamak için yanlış davranışların değiştirilip yerine doğru davranışların konulmasını sağlamaktır. Danışanların özgün sorunlarına ve çiftlerin kişilik özelliklerine uygun ,hem tek başına hem de eşiyle birlikte uygulaması gereken ev ödevlerine örnek olarak, uyarılma noktalarının keşfedilmesi, mastürbasyon, masaj, cinsel birleşeme teknikleri vb. verilebilir. Ev ödevlerinde eşlerin aktif katılımı ve desteği cinsel terapinin başarısı açısından son derece önemlidir
Sonuç olarak cinsel terapi cinsel işlev bozukluklarının iyileşmesinde çok başarılı sonuçlar elde edilir. Önemli olan, bir uzmana gecikmeden başvurulması ve sorunun üzerine cesaretle gidilmesidir.
Psikolog Eylem Ayrancı
Kaynak:
Prof. Dr. Hamdullah Aydın http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/ruhsagligi/dersnot%205.3.doc
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
VAJİNİSMUS ÇÖZÜMÜ İÇİN UYGULANAN YÖNTEMLER
28/2/2009 -Kategori: KADIN
Vajinismus ile ilgili protokolleri uygulayacak ekibin vajinismus konusunda kesinlikle eğitimli ve deneyim olması için koşuldur. Vajinismus çözümlenmesinde başarı sağlanamaması eşlerin güveninin kırılmasına ve isteklerinin ortadan kalkmasına neden olabilir ve cinsel yaşamının evlilik içi sonlanmasına , cinselliği reddi sonucuna götürebilir.
Vajinismus sürecine girecek birimin öncelikle bu konuda deneyim ve tecrübe birikiminin olması önerilir. Neden ise sorunun başlanan terapi sürecinde çözümü gerekliliğidir.Çünkü bu hastalar zaten sorunu genellikle kronik yani uzun süredir varolan ve iyileşme imkanının olmadığı varsayımını geliştirmiş kişilerdir.
Bu nedenle uygulamada başarı sağlanamaması hastanın güveninin kırılmasına ve iyileşme isteğinin ortadan kalkmasına neden olabilir ve cinsel yaşamının evlilik içi sonlanmasına , cinselliği reddi sonucuna götürebilir.Vajinismus protokolleri uyguluyacak ekibin cinsel işlev bozuklukları konusunda kesinlikle eğitimli ve deneyim sahibi olması gerekir.
Hastanın detaylı olarak psikolojik özgeçmisi değerlendirilerek sorunun çözümü aşamasında neler yapılacağına dair bilgi verilmesi gerekir. Tamamen hasta ile açık ve samimi bir uyum ortamının oluşturulması olumlu bir gelişme olacaktır. İyileşme aşamalarında hasta ile irtibat koparılmamalı hastanın size herzaman çekinmeden ulaşmasını ve hatta seanslar arasında sorunu olmasa bile sizle bağlantı sağlamasını sağlamanız hastanın güvenini ve terapiye uyumunu arttıracaktır.
Egzersiz ve diğer aşamalarda biz doğal olmayan herkangi bir aracı kişisel tecrübelerimize dayanarak önermiyoruz uygulanan bu tür yöntemler veya, benzeri materyaller hastada olumsuz çağrışımlara neden olarak tedavi aşamalarını reddine neden olabilmektedir. Hastaya uygun planlanan cinsel terapi metodları ile iyileşme sağlanması abartılı bir durum olmamaktadır.
Planlanan terapiye eşlerin tam katılımı ve karşılıklı anlayış
içerisinde olmaları iyileşme sürecini kısaltacaktır.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı