BOYUN DÜZLEŞMESİ NEDİR?...
12/5/2009 -Kategori: SAGLIK
Doktor "Beyin ve Sinir Cerrahisi (Nöroşirurji)"
Boyun Düzleşmesi
Bilgisayar başında oturmuş önemli bir projeyi sonlandırmaya çalışıyorsunuz. Fakat başınızda bir ağrı, düşüncelerinizi toparlayamıyorsunuz. Ağrı ensenize, omuzlarınıza doğru yayılıyor, içinizde bir isteksizlik, yaptığınız işin hangi konuda olduğunu bile unutmuş gibisiniz. Şu anda yatakta olsam, biri gelse de boynumu, omuzlarımı ovsa diye hayal ediyorsunuz. İşinize konsantrasyonuz oldukça azalmış durumda.. Eğer yukarıda bahsettiğimiz durum, bir iki günden fazla sürüyor veya sık sık tekrarlanıyorsa boynunuzda bir problem var, uzman bir doktora başvurmanız gerekiyor demektir.
- Ne gibi problemler olabilir?
- Belirtileri nelerdir?
- Teşhisi nasıl konur?
- Tedavisi nasıldır?
- Tedavi edilmezse ne gibi sorunlar oluşur?
- Boyun gerginliği oluşmaması için nelere dikkat etmeliyiz?
Boyunda ne gibi problemler olabilir?
Boyunda en sık rastlanılan problem boyundaki kasların aşırı gerilmesi ile oluşan aks düzleşmesidir. Normalde “C” harfi şeklinde olan boyun düz bir çizgi şeklini alır.
Boyun gerginliğinin belirtileri nelerdir?
Boyun düzleşince beyine giden dört damardan ikisi (vertebral arterler) gerilir ve beyine yeterince kan gidemez, kişide başağrısı, başdönmesi, bulantı, unutkanlık, tedavi edilmezse daha ileri safhalarda dengesizlik, konsantrasyon bozukluğu, ileri derecede alınganlık, isteksizlik oluşur.
Boyun gerginliği teşhisi nasıl konur?
Boyun gerginliği teşhisi için uygulanacak en iyi yöntemler fiziksel muayene ve MR filmi çekimidir. MR ile hastalığın ne derece ilerlediği de saptanır.
Boyun gerginliğinin tedavisi nasıldır?
Boyun gerginliği çok ilerlememiş, henüz başlangıç safhasında ise kas gevşetici ilaçlar, sıcak uygulama, gürültüsüz ve az ışıklı yerlerde istirahat ile önlenebilir. Fakat boyun gerginliği ilerlemiş, ağrılar kollara da yayılıyorsa tedaviye fizik tedavinin de eklenmesi gerekir. Eğer mevcut hastalığa eklenen ileri derecede bir boyun fıtığı da varsa cerrahi müdahale de gerekebilir.
Boyun gerginliği tedavi edilmezse ne gibi sorunlar oluşur?
Boyun gerginliği tedavi edilmezse başağrıları sıklaşır ve ağrı kesici ilaçlara cevap vermez hale gelir, kişide mutsuzluk hali depresyona dönüşür. Sürekli boyun gerginliği boyun fıtıklarına zemin sağlar, kollarda uyuşukluk, güçsüzlük oluşur. Dengesizlik ve yürüme güçlükleri, ince beceri gereken hareketlerin yapılamaması gibi sorunlar ortaya çıkar.
Boyun gerginliği oluşmaması için nelere dikkat etmeliyiz?
Boyun gerginliği oluşmaması için öncelikle stres ve üzüntülerden uzak durmalıyız. İşimizdeki, aile hayatımızdaki gerginlikler ilk olarak boynumuza akseder. Mutsuz olduğumuz işlerden ayrılıp severek yapacağımız işleri seçmeli, mutsuz beraberliklerde ısrarcı olmamalıyız. Tüm zamanımızı yoğun iş temposu içinde geçirmemeli, hobilerimize, zevkle yaptığımız faaliyetlere de zaman ayırmalıyız. Ayrıca ağır kaldırmak, tek kolla yük taşımak, yukarıya uzanmak, uzun süre hareketsiz kalmak, ıslak saçla dışarı çıkmak, vantilatör, klima önünde, hava cereyanı olan yerlerde durmak çok sakıncalıdır.
Ağrılarımız geçtikten sonra boyun kaslarımızı güçlendirici hareketler yapılması boyun gerginliği oluşması riskini azaltacaktır.
netten alıntıdır
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
GÖZ SAĞLIĞINDA YANLIŞ BİLİNENLER
27/4/2009 -Kategori: SAGLIK
Fazla tuzlu yemek gözü bozar mı, göz tembelliği ameliyatla düzelir mi, katarakt sadece yaşlılarda mı görülür? Halk arasında yaygın ancak doğru olmayan pek çok bilgi göz sağlığı konusunda insanları yanlış yönlendiriyor. Peki neleri yanlış biliyoruz, doğrusu nedir?
Ataşehir Memorial Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Olcay Şahin, Göz sağlığında doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.
1) Yanlış: Gözlük veya lens takmak gözlük numarasının ilerlemesini engeller!
Doğrusu: Bilinenin aksine gözlük takmak ya da takmamak gözlük numarasının ilerlemesini etkilemez. Gözlük tedavisinin amacı görme düzeyini artırmaktır.
2) Yanlış: Gözün gözlük kullandıkça gözlüğe alışır
Doğrusu: Gözün gözlüğe alışması diye bir şey yoktur. Kişi gözlükle iyi görmenin nasıl olduğunu anladığı için gözlükten vazgeçemez.
3) Yanlış: Bebek veya küçük çocuk gözlük takamaz
Doğrusu: Yüksek numara göz bozukluklarında çocuk yaşta görmenin gelişmesi ve tembellik olmaması için mutlaka erken yaşta gözlük takılması gerekir.
4) Yanlış: Ara sıra gözlerim ağrıyor, dinlendirici gözlük kullansam geçer herhalde.
Doğrusu: Dinlendirici olarak adlandırılan standart bir gözlük yoktur. Dinlendirici gözlük numaralıdır ve ihtiyacı olana verilir. Kırma kusuru bulunanların mutlaka kendi gözüne uygun numarada gözlük kullanması gerekir.
5) Yanlış: Yakından televizyon izlemek gözleri bozar!
Doğrusu: Yakından televizyon izlemenin göz sağlığı açısından herhangi bir zararı yoktur. Fakat az gören çocuklar televizyonu daha yakından izleyeceğinden göz hastalıklarının erken bir belirtisi olabilir.
6)Yanlış: Uzun süreler bilgisayar kullanmak gözü bozar!
Doğrusu: Uzun süre bilgisayar başı çalışanlarında ufak miktarlardaki kırma kusurları şikayet nedenidir. Bu bozukluk zaten gözde mevcuttur, kişinin günlük yaşantısında gözlük ihtiyacı yoktur.
7) Yanlış: Göz tembelliği lazer ameliyatıyla düzelir.
Doğrusu: Göz tembelliği ameliyatla düzeltilemez. 7 yaşından önce gözlük kullanımı ve iyi gören gözün kapatılması ile düzeltilebilir. Lazer ameliyatlarının da göz tembelliğini tedavi edici özelliği yoktur ve sadece gözlük numaralarının azaltılması amacıyla yapılır. Ameliyat sonrası görme düzeyi kişinin gözlükle görebildiği kadar olacaktır.
8) Yanlış: Gözlükten kurtulmak için gözün çizdirilmesi gerekir.
Doğrusu: Gözlük ihtiyacını ortadan kaldırmak için yapılan laser tedavisi (Excimer) gözü çizmez, yalnızca belli bir kalınlıktaki kornea dokusunu buharlaştırarak ortadan kaldırır.
9)Yanlış: Katarakt ameliyatı lazerle yapılır.
Doğrusu: Günümüzde en modern ameliyat yöntemi olan FAKO halk arasında yanlış olarak lazerli ameliyat olarak bilinmektedir. Oysa FAKO yönteminde lazer kullanılmaz, ultrasonik titreşimlerden faydalanılır.
10) Yanlış: Katarakt sadece yaşlılarda olur.
Doğrusu: Katarakt en sık yaşlılarda olmakla birlikte bebeklerde, çocuklarda ve gençlerde de görülebilir.
11) Yanlış: Katarakt bir gözden diğerine geçer.
Doğrusu: Katarakt bir gözden diğer göze geçmez.
12) Yanlış: Katarakt tekrarlayabilir.
Doğrusu: Katarakt tekrarlayıcı değildir. Bazen katarakt ameliyatından sonra, göz içine yerleştirilmiş olan merceğin arkasındaki zarda kesifleşme olabilir ve bu yanlış olarak `katarakt tekrarladı` şeklinde bilinir.
13) Yanlış: Bebeklerdeki şaşılığı tedaviye gerek yoktur, zamanla kendiliğinden geçer.
Doğrusu: Bebeklerdeki bazı şaşılıklar çok ciddi olup hemen tedavisi gerekebilir. Tedavi gözlük veya ameliyat şeklinde olabilir. Bu tip şaşılıklar tedavi edilmediğinde ileriye dönük kalıcı görme kayıpları (göz tembelliği) gelişebilir.
14) Yanlış: Gözlükle şaşılık tedavi edilir ve bir daha gözlüğe gerek kalmaz.
Doğrusu: Göz kaymalarının çoğu gözlükle tedavi edilebilir. Fakat şaşılık tedavi edildikten sonra genellikle gözlüğe devam etmek gerekir. Aksi takdirde şaşılık tekrarlayabileceği gibi görme bozuklukları da görülebilir.
15) Yanlış: Lazer ile şaşılık tedavisi yapılır
Doğrusu: Şaşılık cerrahisi göz kaslarına yapılan dikişli bir müdahaledir. Lazerle şaşılık ameliyatı yapılamaz.
16) Yanlış: Gözlerim çok ağrıyor, göz tansiyonum yükselmiş olabilir.
Doğrusu: Göz tansiyonu çok az belirti veren bir hastalıktır. Pek çok göz hastalığı ve vücudun diğer bölgelerindeki hastalıklar da göz ağrısına yol açabilir. Gözdeki ağrıların çok az bir kısmı göz tansiyonuna bağlıdır.
17) Yanlış: Göz tansiyonu ameliyatı olunca görmem netleşecek.
Doğrusu: Ameliyatının amacı, ilaçlarla kontrol altına alınamayan göz tansiyonunu düşürmektir. Ameliyattan sonra görme düzeyinde bir artış olmaz.
18) Yanlış: Fazla tuzlu yemek gözü bozar.
Doğrusu: Tuzlu yemek tansiyonun yükselmesine sebep olup bazı rahatsızlıklara yol açabilirse de göz sağlığı açısından herhangi bir etkisi yoktur.
19) Yanlış: Bol bol havuç yemek göze çok faydalıdır.
Doğrusu: Göz sağlığı açısından gerekli olan vitaminler çoğu sebze ve meyve de bol olarak bulunur. Dengeli beslenen bir kişi için bol havuç yemenin fazladan bir faydası yoktur.
20) Yanlış: “Gözyaşım kurudu galiba, ağlayamıyorum.”
Doğrusu: Ağlamak psikolojik bir olaydır ve ağlama ile gelen gözyaşı da refleks sonucudur. Gözyaşı kuruluğu kavramı vardır, ancak bunun ağlama ile ilişkisi yoktur.
netten alıntıdır..
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
20 GRAMLIK TİROİD HAYATIN DENGESİNİ DEĞİŞTİRİYOR..
2/4/2009 -Kategori: SAGLIK
Acıbadem Maslak Hastanesi Tiroid Kliniği'nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Kurtulmuş, tiroid bezinde yapılan tiroid hormonlarının vücuttaki diğer bütün sistemler üzerine etkili olduğunu, tiroid hormonlarındaki en ufak dengesizliğin diğer organ ve sistemlerin de çalışmasını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Üstelik tiroid hormonlarının bu etkileri hayatımızın sadece bir bölümünde değil, anne karnındaki hayatla beraber başlamakta ve ölene kadar sürmektedir.
Tiroid fonksiyonları bebeklik, çocukluk, ergenlik, gebelik, lohusalık, yaşlılık gibi fizyolojik dönemlerde bu dönemlerin gereğine uygun değişimler göstermektedir. Tiroid dışı hastalık durumlarında ise kimi zaman vücudu koruyucu pozisyon almakta, kimi zamansa problem haline dönüşmektedir. Görülüyor ki tiroidi önemsemek popülarite değil gereklilik olmaktadır.
Tiroid bezi anne karnındaki dönemden başlayarak hayat boyunca tiroid hormonu (T3, T4) salgılar. Bu düzenin sağlanmasında hipofizden salgılanan TSH'ın da varlığı gerekir. Bu nedenle bu hormonların yapım aşamasının herhangi bir bölümündeki bozukluk tiroid hastalığına yol açar.
Tiroid Hastalıkları Nelerdir?
Tiroidin büyümesine ‘Guatr' denir. Guatr basit guatr, nodüllü guatr, nodülsüz guatr gibi değişik gruplara ayrılır. Bir de tiroid bezindeki büyümenin değişkenlik gösterdiği, ‘immun sistem' deki problemlerden kaynaklanan otoimmun (vücudun tiroide karşı gösterdiği reaksiyon sonucu oluşan) tiroid hastalıkları (Hashimoto hastalığı, Basedow-Graves Hastalığı vardır. Tüm bu tablolar tiroidin çalışmasını bozarak hipertiroidi (çok çalışması) ya da hipotiroidiye (az çalışması) yol açabilir.
Hipertiroidi Ve Hipotiroidi Nasıl Anlaşılır?
Tiroid az çalıştığında (hipotiroidi):
-Halsizlik
-Güçsüzlük
-Saç dökülmesi
-Cilt kuruluğu
-Kabızlık
-İsteksizlik
-Mutsuzluk
-Kilo artışı, şişkinlik
-Adet düzensizliği, adet olamama
Tesadüfen yapılan kan testlerinde ciddi kolesterol yüksekliği saptandığında hipotiroidi akla getirilmelidir.
Tiroid çok çalıştığında (hipertiroidi) ise şunlar oluyor:
-Çarpıntı
-Terleme
-Sinirlilik
-Huzursuzluk
-Kilo kaybı
-Ellerde titreme
-Saç dökülmesi, saçda incelme
-Geçmeyen ishal
-Gözlerde büyüme
-Adet düzensizliği, adet olamama
Tiroid Hastalığının Tanısı İçin Ne Yapılmalı?
Hastalar bazen boyunlarında şişlik fark ederek bazen de yukarıdaki yakınmalarla hekime giderler. Tanı amacıyla önce tiroid hekim tarafında elle muayene edilir. Daha sonra kan tetkiki istenerek T3, T4, TSH, gerekirse tiroid otoantikorları istenir. Ayrıca sintigrafi ve ultrasonografi de hekimin gerekli görmesi durumunda istenebilir.
Kimler Tiroid Hastalığı Açısından Risk Altındadır?
Tiroid hastalıkları ülkemizde sık görülmektedir. Özellikle daha önceleri iyot eksikliğinin yaygın olması nedeniyle guatr oldukça sık görülmektedir. Ailesinde tiroid problemi olanlar, başka bir otoimmun hastalığı olanlar, bazı ilaçları kullananlar (lityum, amiodarone, interferon, kortikosteroidler gibi), boyun bölgesine radyoterapi uygulanmış olanlar, nükleer kazalara maruz kalmış olanlar, yoğun bakımda yatan hastalar diğer insanlara göre daha fazla risk altındadır. Gebelik ve lohusalıkda da tiroid hastalığı olasılığı artar.
Tiroid Nodülü Tehlikeli Midir?
Nodüler guatr sık görülmektedir. Nodül tiroid içinde büyümüş alanlardır. Boyut ve sayıları değişik olabilir. Nodüller büyüyebilir, çok çalışır hale geçebilir ve yüzde 5 oranında da kanserleşebilir. Bu nedenle takibi gerekir. Hekim gerekli gördüğünde nodülden iğne biyopsisi ister ve tedaviyi biyopsi sonucuna göre yönlendirir.
Tiroid Tedavisinde Farklı Seçenekler Var?
Tiroid hastalıklarının tedavi şekilleri değişiktir. Bir kısmı sadece ilaçla tedavi edilirken, bir kısmında cerrahi yöntem uygulanır. Hangi tedaviye karar verileceği hastaya ve hastalığının tipine göre karar verilir. İlaç tedavisi kararı verilen hastalarda da bu tedavinin süresi, ilacın dozu, hastaya ve hastalığın seyrine göre ayarlanır.
Tiroid bezi tamamen alındıysa hastanın ameliyat sonrasında ilaç(tiroid hormonu) kullanması gerekir. Tiroidin bazı hastalıkları tiroidin tamamen çıkarılmasını gerektirdiği için sonrasında ömür boyu tiroid hormonu alınması hastayı tedirgin etmemelidir. Tiroid hastalıklarında bir diğer tedavi seçeneği de radyoaktif iyottur. Bu tedavinin kararı tiroid hastalığının tipine, hastanın bazı özelliklerine göre verilir.
Tiroid hastasında ameliyat düşünülmüyorsa, hekim tarafından belirlenen aralıklarla hasta izlenir. Bu izlem sırasında tiroid hormonları, tiroid ultrasonografisi ile kontroller yapılır, gerektiğinde nodüllere yönelik biyopsi yapılır. Tiroid nodülü olan ya da büyük guatrı olan her hasta ameliyat edilecek anlamına gelmez. Ancak nodüllerin takibi sırasında ameliyat gerekliliği ortaya çıkmışsa da ameliyattan çekinilmemelidir.
NET'TEN ALINTIDIR
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
GÖZ MİGRENİ NEDİR?
2/4/2009 -Kategori: SAGLIK
En sık görülen baş ağrısı nedenlerinden biri olan migren gözde bazı belirtiler verebildiği gibi, göz migreni diye tanımlanan özel bir şekli olduğu belirtildi. Göz migreni genellikle genç bayanlarda görüldüğünü söyleyen Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. M. Levent Alimgil, "Migren ağrısı öncesinde veya başlangıcında hastalar gözlerinin önünde ışıklı çizgilenmeler, ışık çakmaları fark edebilirler. Hatta bazen bunları fark ettiklerinde migren atağının geleceğini anlarlar. Bu belirtiler 10-15 dakika sürebilir. Bunun temel nedeni beyin damarlarında ortaya çıkan daralmadır. Hastalarda baş ağrısı olmaksızın da bu belirtiler ortaya çıkabilir. Bazı göz migreni hastalarında ise yarım baş ağrısı ile aynı tarafta bir saatten az süren geçici ve tek taraflı görme kaybı oluşabilir. Çok daha nadir durumlarda gözün retina tabakasında kalıcı hasar oluşarak kalıcı görme kaybına sebep olabilir. Bu yüzden göz migreni olan hastaların mutlaka koruyucu tedavi görmeleri gereklidir.
Göz migreninin bir diğer bulgusu ise göz kaslarında ortaya çıkan geçici felçlerdir. Bu durumda şaşılık, göz kapağı düşüklüğü, göz bebeğinde büyüklük değişiklikleri gibi belirtiler görülebilir'' dedi.
Diğer göz hastalıklarının migrenle ilişkisinin bir yönü ise normal basınçlı glokom diye adlandırdığımız bir hastalık olduğunu dile getiren Alimgil, "Glokom göz içi basıncının yüksekliğine bağlı olarak görme sinirinde ve görme alanında hasar ortaya çıkması ile karakterize bir hastalıktır. Normal basınçlı glokomda ise aynı hasar göz içi basıncı hiç yükselmeden ortaya çıkar. Bu hastalığın en önemli risk faktörleri arasında görme sinirinin beslenmesini bozan damarsal hastalıklar vardır. Düşük sistemik kan basıncı, vazospastik hastalıklar diye adlandırdığımız damar büzüşmesi ile karşımıza çıkan hastalıklar ve migren bu risk faktörleri arasındadır. Normal basınçlı glokom hastalarında görme sinirindeki hasarı durdurmak için bu risk faktörlerinin araştırılması ve tedavisi gerekir. Migren açısından tedavinin düzenlenmesi nörolog meslektaşlarımız tarafından yapıldığı için bu hastaların mutlak nörolojik konsültasyondan geçmeleri sağlanmalıdır" şeklinde konuştu.
NET'TEN ALINTIDIR.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ALERJİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
18/3/2009 -Kategori: SAGLIK
arkadaşlar sabah gazetesinde okudum. prof. dr. aytuğ akkor.ile alerjik hatalıklarla ilgili röportaj yapmışlar.
bende size orda okuduğum alerji belirtilerini yazacağım.
alerjik belirtiler bir çok farklı septom ortaya çıkarıyor ve farklı etkiler gösteriyor. en yaygın semptomlardan bazıları şunlardır.
aksırma
hırıltıyla soluma
sinüs ağrısı ( burun yukarı kısmında, göz çevresinde ve kafatasının ön tarafında ağrı veya baskı hissi)
burun akıntısı
öksürme
şişlik
göz, kulak, dudak, boğaz ve damak ( ağız yuvası) kaşıntısı
nefes darlığı
bulantı, kusma ve ishal.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı